Bugün Milyonlarca İnsanın ‘Ruhuna Taptığı’ Konfüçyüs Kimdir, Tam Olarak Neyi Savunur?

Tarihin en kadim milletlerinden bir tanesi olan Çinlilerin binlerce yıllık geçmişinde dünyayı etkilemiş pek çok isim saymak mümkün ancak kabul etmek gerekiyor ki Konfüçyüs, bunlar arasında en önemlisidir. Konfüçyüs bir filozoftur ancak ortaya koyduğu öğretiler üzerinden daha sonra Konfüçyüsçülük adı verilen bir din ortaya çıkmıştır ve kendisine peygamber, hatta tanrı olarak inananlar vardır. 

Binlerce yıl önce yaşamış olmasına rağmen onun düşünceleri daha sonra öğrencileri tarafından bir sisteme oturtulmuş ve bugüne kadar gelmiştir. Aslında Konfüçyüsçülük için tam bir din demek de pek doğru değil çünkü ortada tam olarak bir tanrı da yok, daha çok gelenekçi bir felsefe var. Biraz karışık, en iyisi gelin Konfüçyüs kimdir yakından bakalım ve hala sayısız insanın bağlı olduğu öğretilerini görelim. 

Fakir ama saygın bir ailenin oğlu: Konfüçyüs kimdir?

Kesin olmamakla birlikte Konfüçyüs, milattan 551 yılının 28 Eylül günü bugün Çin’in Shandong eyaleti sınırları içerisinde bulunan Lu şehrinde dünyaya geldi. Çocukluğu ve gençliği hakkında farklı hikayeler olsa da saygın bir soydan gelen aristokrat ama fakir bir ailenin oğlu olduğu düşünülüyor. Babasını çok küçük yaşta kaybetti.

Ailesi aristokrat olduğu için erken yaşta okuma ve yazma öğrendi. Daha sonra dedesinin yanına giderek sanat, gelenek, görenek, müzik, silah kullanma, araba sürme gibi sayısız konuda eğitim aldı. Lu beyliğinde resmi görevler yürüten Konfüçyüs, bu dönemde evlendi ve kendine bir okul açtı.

Konfüçyüs, okulundaki felsefesini tüm bölgede uygulamaya çalıştı:

Milattan önce 522 yılında açtığı okulda öğrenciler yetiştirmeye başlayan Konfüçyüs, onlara tarih ve kültür konularında dersler veriyordu. Sonraki yıllarda Taoizm felsefesinin kurucusu Lazoi’nin düşünceleriyle tanışması ise ona yeni bir dünyanın kapılarını araladı. Öğrencilerine anlattığı felsefe, artık yeni bir yön bulmuştu. 

51 yaşına geldiğinde vezir vekili olması ise artık düşüncelerini uygulama vaktinin geldiğini gösteriyordu. Cinsiyet ve sınıf ayrımı olmadan herkesin eşit eğitim almasını sağladı, soyluların yetkilerini sınırlandırdı. Fakat Lu beyi pek de onun gibi düşünen biri olmadığı için en sonunda vezir vekili görevinden ayrıldı ve düştü yollara. 

Uzun yıllar ülkeyi karış karış gezdi ve hem anladı hem de anlattı:

Vezir vekili görevinden ayrıldıktan sonra başka görevlerde de şansını denedi ancak bürokratik sistem onun bir türlü düşüncelerini uygulamasına izin vermiyordu. Zaten makam mevki peşinde olmayan Konfüçyüs, milattan önce 497 yılında düştü yollara ve tam 14 yıl boyunca Çin diyarını karış karış dolaştı.

Onun bu yolculuğu yalnızca bir şeyler anlatmak için değildi, aynı zamanda anlıyordu da. Her gittiği yerde yeni öğrenciler buluyor, oranın yerel dünyasını anlıyor ve kendi düşüncelerini de onlara anlatıyordu. Yorgun bedeni tüm bunlara çok uzun süre dayanamadı ve milattan önce 479 yılında hayatını kaybetti. Sa Shui Nehri kıyısına defnedilen Konfüçyüs’ün mezarının etrafına bir kulübe inşa eden öğrencileri tam üç yıl boyunca onun yasını tuttular. 

İyi ama Konfüçyüs nasıl oldu da bu kadar etkili bir isim oldu?

Hayat hikayesine baktığımız zaman kendisinin pek de Konfüçyüsçülük gibi milyonlarca kişinin inandığı bir dini ortaya çıkaracak işler yapmadığını görüyoruz. Doğru, zaten Konfüçyüs’ün düşüncelerini bir din haline getiren kendisi değil öğrencileri olmuştur. O öldükten sonra Mencius ve Xunzi isimli iki öğrencisi başta olmak üzere pek öğrencisi onun düşüncelerini derledi ve diğer insanlara öğretmeye başladı. 

Öğrencilerinin yazdığı kitaplar sayesinde Konfüçyüs’ün düşünceleri giderek yayılmaya başladı. Milattan önce 221 – 205 yılları arasında hüküm sürmüş Ch’in Hanedanlığı döneminde bir kısım kitabı yakılmış ve varlığı bile unutulmuş olsa da milattan önce 141 – 87 yılları arasında hüküm sürmüş Han Hanedanlığı döneminin imparatoru Wu Di, Konfüçyüsçülük felsefesini devletin resmi ideolojisi yapmıştır. 

Yüzlerce yıl boyunca Çin merkezli olmak üzere Asya kıtasında Budizm ve Taoizm ile birlikte en çok takipçisi olan felsefe Konfüçyüsçülük olmuştur. Hatta 960 – 1276 yılları arasında hüküm sürmüş Song Hanedanlığı döneminde bu üç inanç birleştirilmiştir. Yakın tarihte ise bilime uygun görülerek Konfüçyüsçülük fikirleri yeniden canlanmıştır. 

Peki tam olarak Konfüçyüs neyi savunur?

İlginçtir ama aslında Konfüçyüs tam olarak ortaya yeni düşünceler atmış bir filozof değildir. Aksine, Çin geleneklerini savunmaktadır. Konfüçyüs düşüncesinin temelinde anneye, babaya ve aileye bağlılık fikri vardır. Kişi; imparatora, hükümete, ebeveynlerine boyun eğmeli ve atalarının ruhuna tapmalıdır. 

Konfüçyüsçülüğün temel düşüncesi, iyi ahlaklı bir insan olmaya çalışmaktır. Eğer kişi, iyi ahlaklı biri olursa etrafındaki dünya ile bir kozmik uyum yakalayacaktır. Eğer bu kişi bir imparator ise barışçıl ve yardımsever bir yönetim izler. Etrafında sık sık doğal afet, çatışma ve benzeri olumsuz olay yaşanıyorsa bunun nedeni kişinin kadim öğretilerden uzaklaşmasıdır. 

Kişi her şeyden önce ren yani insan olma erdemine sahip olmalıdır. Daha sonra saygı, fedakarlık ve alçakgönüllülük gibi erdemler gelir. Konfüçyüs’e göre her insan özünde iyidir ama sapmıştır. Zaten bugün bile hala Konfüçyüs tapınaklarında yapılmaya devam eden ritüellerin amacı da kişiyi saptığı yoldan geri döndürmektir. 

Konfüçyüsçülük kuralları oldukça sıkıdır:

Konfüçyüsçülük şu dört temel kavram üzerine kuruludur; anne ve babaya saygı, insancıllık, adalet, ritüeller. Konfüçyüs’e göre eğer iyi bir insan olmak istiyorsanız bu dört temel kurala sıkı sıkıya bağlı olmalısınız. Bunlara bağlı olmanın yolu ise bilgiden geçer. Kendisi de bir öğretmen olan Konfüçyüs, eğitime çok önem verir.

Konfüçyüsçülüğün temelinde Çin gelenekleri olduğunu söylemiştik. Bu geleneklere göre tam bir sınıf ayrımı olmasa bile insan ilişkilerini düzenleyen bir hiyerarşi vardır. Şöyle ki; yöneticiler yere ve göğe uymalı, vatandaş yönetene uymalı, genç yaşlıya uymalı, kadın kocasına uymalı, çocuklar ise anne ve babaya uymalı. 

Konfüçyüsçülük din desek değil, felsefe desek değil:

Konfüçyüsçülüğün aslında bir din mi yoksa felsefi bir görüş mü olduğu hala kesin değil. Çünkü ortada bir tanrı yok ve Konfüçyüs’e değil, onun ruhuna tapılıyor. Fakat koca koca Konfüçyüs tapınakları var ve dini ritüeller yapılıyor. Belki bir tür yaşam biçimi demek en doğrusu olacaktır. 

Çin tarihinin en önemli filozoflarından bir tanesi olan Konfüçyüs kimdir, neyi savunur gibi merak edilen soruları yanıtlayarak Konfüçyüsçülük hakkında bilmeniz gereken önemli detaylardan bahsettik. 

Kaynaklar: National Geographic, Stanford

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x